Skip to main content

Gelişmekte olan ekonomilerde zaman zaman yıkıcı konjonktürel dalgalanmalar yaşanabilir. Türkiye’nin bugün beş yıl öncesine göre geldiği aşırı kırılgan konum bunun en önemli örneklerinden biri. Siyasal risk, terör, cari açık ve kurdaki dalgalanmalar paradan para kazanmayan, kendi yağında kavrulan firmaları son derece negatif etkiliyor.

Buna rağmen yurt dışı pazarlar her daim yepyeni fırsatlar sunuyor. Krizden en az etkilenen Türk firmaları yatırımlarını farklı farklı ülkelere bölüştürerek bütün yumurtaları tek bir sepete koymuyor, riski dağıtıyor. Haliyle de fırtına çıkmadan kendilerine güvenli bir liman bulabiliyor. Markalaşma sürecine giren her firmanın izlemesi gereken yol da budur.

Türk firmalarının yurt dışına ilgisi oldukça yüksek. Aşağıdaki üç haber bunu doğrular nitelikte.

“Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Deloitte Türkiye tarafından hazırlanan ve ilk olan Türkiye’nin Yurt dışı Yatırım Endeksi raporuna göre; Türk şirketleri 2015 yılında yurt dışında 2.4 milyar dolarlık 52 sıfırdan yatırıma başladı. 2014’te bu rakam 2.8 milyar dolar ve 100 yatırım olarak gerçekleşti.” (Fortune Turkey)

“Yurt dışı liman yatırımları 2 milyar doları geçti. Türk şirketleri halen 29 limanda ortak veya işletici olarak faaliyet gösteriyor. Satın alınan veya ortak olunan liman sayısının önümüzdeki yıllarda 50’ye yaklaşması ihtimali yüksek.” (Aydınlık)

“Türkiye’nin yurt dışındaki en büyük şirketleri Anadolu Grubu, Sabancı Holding, Gama Holding, TAV Holding, Turkcell, Şişecam Grubu ve Koç Holding her geçen yıl yurt dışı yatırımlarını derinleştiriyor.” (Capital)

MARKA YATIRIMLARINDA DOĞRU ÜLKEYİ SEÇMEK

Markanızı yurt dışına açmaya karar verdiniz. Peki hangi ülkeyi tercih etmelisiniz? İşte meselenin en can alıcı noktası tam da burası. Türkiye coğrafi alan bakımından dünya yüz ölçümünün yaklaşık %1’ine tekabül ediyor. Geriye kalan %99’u hangi kriterlere göre incelemek gerekir?

Güvenlik riski nedeniyle kısa vadede Ortadoğu’ya açılmak bazı sektörler için faydalı olsa da (Ör. Serum üreticileri, lojistik, inşaat) genele yönelik böyle bir değerlendirme yapmak mümkün değil.

Yakın zamana kadar siyasi olarak olmasa da ekonomik olarak karşılıklı çok boyutlu ilişkiler geliştirdiğimiz Rusya, uçak krizinden sonra hala Türk girişimcilere uyguladığı engellemeleri tam olarak kaldırmış değil.

Kriz sırasında Rusya’da bulunan Türk iş adamlarının Rus güvenlik güçleri tarafından adeta toplama kamplarına alınıp, sonrasında da sınırdışı edilmesi unutulmadı ve 2015’in kötü hatıraları hala iş adamlarımızın nazarında bir güven sorunu yaratıyor.

Rusya’nın komşusu Ukrayna’da da iç savaş hala bölgesel olarak devam ediyor.

Avrupa Birliği, Türkiye’nin en büyük ticaret ortaklarından biri olmasına karşın referandum döneminde birden çok AB ülkesiyle aynı anda yaşadığımız siyasi münakaşalar yatırım için en azından bir süreliğine sağlıklı bir atmosfer yaratmıyor. Birliğin korumacı politikalara dönmesi, aşırı sağın yükselişi, yoğun bürokrasi ve artan kamu harcamalarının ekonominin üzerinde yük olması nedeniyle yurt dışına ilk kez açılacak yerel markalar için AB başlangıç olarak pek cazip sayılmaz.

Büyük Türk firmaların sıkça yatırım yaptığı iki ülke olan ABD ve Çin ise doğrudan yurt dışına açılmak için kolay yerler değil. Firmaların marka yatırımlarında kendilerini test edecekleri, fırsat ve riskleri rasyonel olarak değerlendirmede sorun yaşamayacakları, ayrıca gideceği ülkeye götüreceği alışkanlıklar noktasında hoşgörüyle karşılanacak başka gelişmiş ekonomilere yönelmesi gerekir.

NEDEN İNGİLTERE?

B4Mind Marka Danışmanlığı 2017 başında Londra şubesini açarak adaya resmen adımını attı. Türkiye’den çıkan ilk uluslararası marka danışmanlığı şirketi olan B4Mind, İngiltere’ye açılmak isteyen yerel markalarımıza profesyonel marka ve yatırım danışmanlığı yapıyor.

B4Mind olarak yurtdışı marka yatırımlarınızda İngiltere’yi tavsiye ediyoruz. Bunun sebebini birkaç maddeyle anlatmak gerekirse:

  • İngiltere, Avrupa’da iş kurmanın en kolay olduğu ülke. Dünya Bankası’nın araştırmasına göre İngiltere’de bir firma kurmak ortalama 13 gün sürüyor. Bu durum her ne kadar biz Türk vatandaşları için biraz daha farklı olsa da Ankara Anlaşmasının başta olmak üzere farklı avantajlara sahibiz.
  • Yine Dünya Bankası raporuna göre İngiltere iş yapılma kolaylığı bakımından Avrupa’nın 1., dünyanın 6. ülkesi,
  • %28’lik oranla G7 ülkeleri arasında en az kurumlar vergisine sahip ülke,
  • Maksimum %40’lık gelir vergisi oranıyla Avrupa ülkeleri arasında en az gelir vergisi alınan ülke,
  • OECD’ye göre bürokratik açıdan iş dünyasıyla en uyumlu ülke,
  • Uluslararası Şeffaflık İndeksine göre dünyada yolsuzluğun en az olduğu ülkelerden biri olması sebebiyle iş dünyası için son derece istikrarlı bir atmosfer sağlıyor,
  • İtalya, İrlanda, Fransa ve Almanya’ya göre emlak kaydı yapılması en kolay yer,
  • Küresel iş dünyasının ortak dili olan İngilizce’nin ana vatanı,
  • Kara, deniz, hava ve demir yollarıyla rafine ulaşım ağına sahip,
  • Başkent Londra aynı zamanda dünya finans-kapitalinin başkenti,
  • Dünyanın en kompleks ve güçlü iletişim ağlarından biriyle donatılmış durumda. Metrolarda bile ücretsiz internet kullanmak mümkün. Kısacası her an her yerde online olmak ve bilgiye ulaşmak mümkün.

 

Markanızı İngiltere’ye açmak konusunda tüm merak ettiklerinizi B4Mind Marka Danışmanlığı’na dilediğiniz zaman danışabilirsiniz. Bir dünya markası olma serüveninizde yanınızda olmaktan mutluluk duyarız.

Bize şu linkten ulaşabilirsiniz.

Leave a Reply