Psikoloji ve pazarlama bilimlerindeki en son bulgulardan yararlanarak, markaların rekabet düzeyi yüksek piyasa şartlarında parlamasına ve 360 derece pazarlama iletişimi yapmasına destek olan butik bir marka danışmanlık ve dijital pazarlama ajansıyız.

Mobil Pazarlama

Google AdWords Yönetimi

Dönüşüm Optimizasyonu

E-Posta Pazarlaması

Online Görünürlük Analizi

Bize Hemen Ulaşabilirsiniz


Hizmetlerimiz hakkında bilgi almak ve markanıza özel teklifimizi dinlemek için randevu talep edebilirsiniz.

+90 212 263 63 77

info@b4mind.com

Cihannüma Mah., Mehmet Ali Bey Sok. No: 4 D:2 Beşiktaş, İstanbul/Türkiye

+90 212 263 63 77

Şişli, İstanbul/Türkiye

Yukarı

2020’nin En Önemli 7 SEO Trendi

2020’nin En Önemli 7 SEO Trendi

SEO, 2020 yılında da en karlı ve dönüşüm oranı en yüksek dijital pazarlama kanalı olmaya devam ediyor.

Her yeni yıla, geçmiş yılların gerçek tortusu olan deneyimlerimizi taşıyoruz. SEO açısından da esasen durum böyle.

Ancak bazen bu deneyimlerimizin üzerinden yeniden geçmek, bildiklerimizi hiç olmazsa üstünkörü sorgulamak ve zamanın ruhuyla çelişip çelişmediğini tespit etmek son derece önemlidir.

Hele ki SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) gibi hem son derece teknik hem de bilinmezlerle dolu bir maceranın içindeyseniz, geçen her ay bu kanaldan farklı farklı sinyaller alabilmeniz muhtemel.

Bazen bu sinyaller sizi tedirgin edebilir. Mesela, organik trafiğiniz üç gün içinde %35-40 düşebilir.

Bazense geleceğe daha umutla bakmanızı sağlayabilir. Mesela, altı ay içinde organik arama kanalı kaynaklı dönüşümlerinizi üç kat artırmış olabilirsiniz.

Trendleri yani başka bir ifadeyle genel eğilimleri ana hatlarıyla kavramaya çalışmak birer erken uyarı sistemi misali hata yapma riskimizi azaltacaktır.

Google her yıl yüzlerce irili ufaklı algoritma güncellemesiyle son derece dinamik, değişken bir görünüm sergiliyor ve zaman zaman radikal değişimlere imza atıyor.

Dijital pazarlamanın nabzını tutan bir marka ajansı olarak, bu noktadan hareketle 2020 yılının SEO trendlerini siz değerli okuyucularımız için derledik.

 

1) Kullanıcı Niyeti (User Intent)

Hiç şüphesiz geçtiğimiz yılın en büyük gelişmesi, Kasım ayında hayata geçen Google BERT Algoritma güncellemesiydi.

Google BERT güncellemesinin neden yapıldığı merak edilen bir soruydu.

Google, güncellemeye dair yaptığı resmi duyuruda, sitesinde yapılan her yüz aramanın on beşini tanımlamakta güçlük çektiğine değiniyordu.

Doğal dil öğrenimi (NLP) adlı yapay zekanın devreye girmesiyle beraber Google, kullanıcının girdiği anahtar kelimelerle arama sonuçları arasında çok daha isabetli eşleştirme yapmaya başladı.

Bu güncellemeye dair detaylı bir analiz daha önce B4Mind Blog’da yapmıştık. Makalemizin tamamını şuradan okuyabilirsiniz: Google’ın Bert Algoritma Güncellemesi SEO Dünyasını Nasıl Etkileyecek?

Yukarıdaki makalemizden can alıcı bir paragrafı burada tekrarlıyoruz.

“BERT modelinde SEO sonuçlarını teknik olarak etkileyecek değişimi şu şekilde belirtebiliriz. Bundan böyle Google algoritması hedef sayfadaki herhangi bir anahtar kelimeyi, kendinden önce ve sonra gelen cümlelerle beraber, bütüncül bir bağlam içinde ele alacak. Kelimeleri teker teker lineer olarak değil üç boyutlu biçimde, mümkün olduğunca insan zihninin yorumlama biçimine benzer olarak değerlendirecek.”

Bu alıntıda da görüldüğü üzere, kullanıcı niyetini (user intent) temelden kavrayabilecek sayfalar aramada ön plana çıkacak.

Dolayısıyla, bu yıl kullanıcıların davranışları kadar (ve ondan da öte), beynin kılcal damarlarından geçen fikir, tutum ve davranış kırıntılarını daha etkili biçimde anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan; buna uygun içerikler hazırlayan siteler BERT’in cömertliğinden faydalanacaktır diyebiliriz.

Özetle, kullanıcıyı daha iyi anla, anladığını Google’ın anlamasını sağla, onun da bilmediklerini öğret.

 

2) E-A-T (Expertise, Authoritativeness, and Trustworthiness)

Uzmanlık, otoriterlik ve güvenilirlik olarak Türkçeleştirebileceğimiz E-A-T prensibi, bu sene daha önce hiç olmadığı kadar önem kazanıyor.

SEO yönetimi açısından E-A-T prensibinin özünü “muteber”, bir başka ifadeyle “itibarlı olma” biçimde anlayabiliriz.

Google E-A-T kavramı biz SEO yöneticilerinin hayatına 2018 yılındaki kritik “Medic Update” ile girmişti.

Eğer hafızamızı yoklar ve bu güncellemenin altındaki motivasyonu anlarsak bu prensibi kendi firmamıza ve sektörümüze nasıl uygulayabileceğimizi anlayacağız.

Google Medic güncellemesinden sonra kullanıcının ziyaret ettiği sitenin kalite değerlendirmesi kadar, fayda değerlendirmesi de önem kazandı.

Faydalanabilirlik (beneficial purpose) diye kısaltacağımız yeni bir kavramla karşı karşıyayız. Medic güncellemesinden sonra kendimize sormamız gereken soru şu: Kullanıcı bu sayfaya ulaşarak hayatına somut anlamda ne kattı?

Dolayısıyla, E-A-T prensibinin özünü itibarlı bir kaynağın sayfalarını, kullanıcıya fayda sağlayacak biçimde donatması gerektiği şeklinde yorumlayabiliriz.

2020 yılında E-A-T prensibinin daha da önem kazanacağını düşünüyoruz.

Sitenizin E-A-T’e uygun olup olmadığından emin değil misiniz? Dilerseniz kısaca yapabileceklerinize değinebiliriz.

  • Hakkımızda sayfalarınızı hedef kitlenizin başka hiçbir yerde bulamayacağı, değerli ve karar verme sürecinde çok etkili olacak bilgilerle geliştirin.
  • Sıkıcı firma tanıtım yazılarınızı daha insani bir hale dönüştürün.
  • Şirket çalışanlarınızın biyografilerini zenginleştirin.
  • Sosyal ağlarınızı firmanızın itibarına yakışır biçimde en doğru sosyal medya kampanya stratejileriyle yönetin.
  • Tüm sayfalarınızda iletişim numaralarınızın bulunduğundan emin olun.
  • İsim, adres ve telefon bilgilerinizin tüm site dışı kanallarda doğru, eksiksiz ve güncel biçimde yer almasını sağlayın.
  • Kolay ulaşılabilir ve çözüm odaklı olduğunuzu hissettirin.
  • Yapabiliyorsanız sektörünüzün en güvenilir yazar, fikir önderi, influencer, medya temsilcisi, blogger, Youtuber gibi kişilerden firmanıza atıf alın.

Güven ve itibar kazanmanın en zor ama kesin yolu, hedef kitlenizin hayatlarında üstesinden gelmeye ihtiyaç duyduğu problemlere dair ikna edici çözüm önerileri getirmek olacaktır.

Bunu kullanıcı profilinizin yaptığı arama sorgularıyla çok uyumlu, onların temel sorularına, merak ve endişelerine cevap veren, onlara değer katacak içeriklerle sağlamalısınız.

Kurumsal blogunuz bunun için biçilmiş kaftandır.

 

3) Sesli Arama (Voice Search)

2020 yılında arama motoru kullanıcılarının, göz ardı edemeyeceğiniz bir oranda sesli aramalar gerçekleştirdiği gerçeğine tanıklık ediyor olmalısınız.

Sesli aramanın geniş kitlelerde zamanla bir alışkanlığa döndüğü ortada. 2019 bu alışkanlığın enjekte edilmesinde kritik bir yıl oldu. (Google Asistan’ın Türkçeleşmesi)

Sesli aramalar arttıkça da arama sorgularının yazı dilinden ziyade günlük konuşma diline doğru yaklaştığını gözlemleyebiliriz.

Bunun da ötesinde kullanıcıların sesli aramalarda long-tail yani 3-4 kelimeden uzun arama sorguları yaparak daha spesifik ve net sonuçlarla karşılaşmayı arzuladığını anlayabiliriz.

Sesli arama yükselen bir trend ve web sitenizi kullanıcıların geliştirmekte olduğu sesli arama alışkanlıklarına uyumlu hale getirebilmeniz lazım.

2020 yılında sesli arama önemli bir rekabet avantajı olacaktır.

Sesli aramalar daha ziyade mobil cihazlar vasıtasıyla gerçekleştiği için, SEO bakımından Lokal SEO kapsamında ayrıca değerlendirilmeli.

Hal böyle olunca, sesli aramaya olan talep, yerel aramalara ve işletmelere olan talebi de artırıyor.

Yol tarifi isteyen, yakınındaki nöbetçi eczaneyi arayan, bir bölgedeki müzenin açık günlerini öğrenmek isteyen, bir restoranın telefon numarasını soruşturan sesli aramalar hayli yaygın ve hayatın tam içinde.

“Yakınımdaki” sözcüğüyle altı çizilen yerel sesli aramalar daha de çeşitlenip derinleşiyor.

Özellikle, yerel işletmelerin sesli arama trendine bir an önce ayak uydurması gerekir.

 

4) Tıklamasız (Zero-Click) Aramalar

Teorik olarak bir arama motorunda kullanıcılardan, yapılan aramalardan sonra nihayetinde bir siteyi ziyaret etmesi beklenir.

Lakin, Google ve ona benzemeye çalışan diğer arama motorları zero-click (tıklamasız) arama sonuç sayfalarını (SERP) hayli popülerleştirmişe benziyor.

Zero-click aramalar, arama sonuç sayfasının ilgili sorguya kendisinin cevap verebildiği aramalar oluyor.

“Dolar kaç lira oldu? Saat kaç? Hava durumu ne? Maçın skoru ne oldu?” gibi sorguların yanı sıra bir yemek tarifinin de bir şarkı sözünün de bir yere ait ansiklopedik bilginin de, gidilecek yerin telefon numarası da sonuç sayfasında yer alabiliyor.

Bu da kullanıcının, aradığı spesifik bilgiye arama sonuçlarında doğrudan ulaşmasına yardımcı oluyor.

Hatta bazı arama sorgularının, örneğin hava durumu, daha yazarken arama çubuğunda cevaplandığını görebiliyoruz.

Zero-click aramalarda, arama motoru getirdiği cevapların hepsini tabi ki de bilmiyor.

Neticede, sonuç sayfasındaki alakadar sitelerden birinden cevabı çekip kendi sayfasında gösteriyor.

Bunun ne kadar etik olduğu bir muamma ve sıkça tartışılan bir mevzu ama şu anda konumuz bu değil.

Zero-click aramalar, kullanıcı açısından elbette harika bir deneyim. Öte taraftan, sitelerin organik trafiği açısından pek de öyle sayılmaz.

Şöyle düşünebilirsiniz.

“Oryantiring Nedir” diye mükemmel bir makale hazırladınız ve bu yanıtı arayanların ciddi bir kısmı arama sonucu sayfasında sizin makalenizden bir parça görmesine karşın sitenize uğramadan geçip gidiyor.

Can sıkıcı bir durum.

Hit kazanmak, sayfa içi dönüşümler elde etmek istiyorsunuz ama bir kısım kitleyi kaybediyorsunuz.

Fakat buna web site yöneticilerinin yapabileceği hiçbir şey yok. Yapılacak tek şey bu gerçeği kabul etmek.

2020’li yıllarda tüm arama motorları böyle bir yapıya eviriliyor.

Elbette bu demek değil ki organik trafik ortadan kalkacak veya eskisinden çok daha az trafik getirecek.

Yalnızca zero-click ile zaman zaman almayı hak ettiğiniz kadar trafik alamayacaksınız.

Yine de bu o kadar kötü bir durum sayılmaz.

Çünkü o kullanıcı zaten size ait adres, telefon, e-mail gibi bilgileri arıyor olabilir. Ya da ürünlerinize, hizmetlerinize, işletmenize dair çok basit bilgileri merak ediyor olabilir. (Karar verme ve satın alma aşamalarında değildir)

Dahası, snippet adını verdiğimiz bilgi kutucuklarında paylaşılan bilginin hemen altında web sitenizin de adresi yer alıyor.

Böylece, arama sonucunda dikkat çekici bir pozisyonda görünerek marka bilinirliğinizi ve aşinalığınızı artırıyorsunuz.

Google, gözlemlediğimiz kadarıyla “kazan-kazan” prensibini benimsediği için trafik göndermediği sorguları telafi edecek mükafat yollarını bulacaktır diye düşünüyoruz.

Peki, zero-click’e karşı elimiz kolumuz bağlı mı? Ne yapabiliriz?

SEO yönetimi açısından yapabileceğimiz en iyi şey, içerik kalitemizi artırarak daha fazla “tıklanabilir olmak”.

Başlıkla, meta açıklamalarla, metin içi akıcılıkla, harekete geçirici mesajlarla…

Makalenizin her bir satırı o kadar ilgi ve merak uyandırıcı olmalı ki, Google ondan birkaç satır kırpıp gösterse bile kullanıcıda devamını okuma hissi uyansın.

2020 yılında daha fazla “tıklanabilir” olmaya daha çok mesai harcamalısınız.

 

5) Yapılandırılmış Veri (Structured Data)

Yapılandırılmış veri aslında yıllardır çok önemli diye vurgulanan bir gelişme.

Dikkatli okuyucuların ve sektörden kişilerin zaten önemine vakıf olduğu faktör olmasına rağmen bunu gerçekten tüm sayfalarına uygulayabilen kaç siteden bahsedebiliriz?

Türkçe sitelerde yapılandırılmış veriyi SEO stratejisine dört başı mamur olarak ekleyen çok fazla geniş ölçekli sitenin olduğunu söyleyemeyiz.

Bu da SEO kampanyalarınızda yapılandırılmış veriyi düzenli olarak uygulamanız halinde firmanıza ciddi bir rekabet avantajı sağlayacaktır.

Peki, yapılandırılmış veri tam olarak nedir?

Sayfalar içerikleriyle vardır. Arama motorları da bizim hazırladığımız sayfalarla.

Bazen arama motorları sayfamızda geçen metinlerin tam olarak ne hakkında olduğunu, neye atfen yazılmış olduğunu tamamen kavramakta (halen) güçlük çekebiliyor.

Bilhassa, yazılı içerikte geçen kişi, yer, kavram, eser gibi verilerin (data) birbiriyle olan ilişkisini yorumlamakta hata yapabiliyor.

İşte yapılandırılmış veri, bağlamsal olarak zincirin eksik halkalarını arama motorları için tamamlıyor.

Teknik bir ifadeyle, yazılı metne metin içinde ek meta açıklamalar konulan sayfalar yapılandırılmış oluyor.

Basit bir örnek verelim.

Yazınızda “hız tuzağı” ifadesi sıkça geçiyorsa hız tuzağının bir film adı mı (movie) olduğunu, yoksa kasis kapanı gibi hız kesici bir yol birimi mi (product) olduğunu satır içi kod içinde meta açıklamalarla belirtmek botların anlam kargaşasını önleyecektir.

Böylece sayfanız daha doğru taranıp ve indekslenecektir.

Kabul etmeliyiz ki yapılandırılmış veri zahmetli bir teknik süreç ve bu makalemizde kısaca anlatılıp bitirilebilecek bir konu değil.

2020 SEO trendleri arasında yapılandırılmış verinin çok önemli bir yerinin olduğu mesajını vermemiz şimdilik yeterli olacaktır.

Konu hakkında daha fazlasını nereden öğrenebilirim diye soracak olursanız Schema.org sitesini ziyaret etmenizi ve uygulamalı biçimde yapılandırılmış veriyi incelemenizi tavsiye ederiz.

Sitede bolca dokümantasyon ve örnek var ve bu site SEO bağlamında yapılandırılmış veri dendiğinde bir endüstri standardı.

 

6) Marka Gücü

Artık SEO açısından da marka inşasının önemi vazgeçilmez düzeyde.

İnternette her saniye yüz binlerce sayfayı doldurabilecek veri üretiliyor. Peki ama yüzde kaçı gerçekten nitelikli ve tamamen güvenilir kaynaklardan geliyor?

Haber sitelerini ele alalım.

The New York Times, The Washington Post, CNN gibi kaynaklar ile birkaç aylık domain adına sahip haber siteleri Google nazarında aynı özgül ağırlığa sahip değil.

Zaten olmamalı da.

Aynısını, medikal bilgiler veren bir site için de düşünebilirsiniz. Adı sanı bilinmemiş biri yerine, kredibilitesi yüksek, ülkece tanınan bir doktorun web sitesi daha güvenilir olacaktır.

Güven, uzmanlık, otorite, itibar konularına E-A-T prensibinde değinmiştik. Bu başlık altında yeniden tekrarlamaya gerek yok.

E-A-T prensibine sahip olmak aslında markalaşmaya giden bir süreçtir.

Markalaşmak SEO’da rekabet üstünlüğü getiren bir faktördür.

Güçlü markanız sayesinde Google markanızı tanır, değer önermenizi bilir, hedef kitlenizi iyi algılar ve sitenize çok daha yüksek sayıda, nitelikli ve angajman düzeyi yüksek trafik gönderir.

Marka gücüne, stratejik marka yönetimiyle sahip olursunuz.

Marka yönetimi, hedef kitlenizin zihninde kalıcı ve ikna edici bir konumu kazanmanın stratejik bir sürecidir. Müşterinin hem kalbini hem de aklını kazanmayı hedefler.

Google’ın amacı da budur.

Kullanıcının “bilmek istiyorum, satın almak istiyorum, yapmak istiyorum ve gitmek istiyorum anlarında” (micro moments) olası milyonlarca seçenek arasındaki en doğru ilk 10 ya da 3 sonuç olabilmek Google’ın sihirli formülüyle mümkün olabilmektedir.

Markanın amacı bu tercih edilebilirlik düzeyine ulaşmaktır. Her evet aynı zamanda hayır demektir. Markanıza verilen her bir evet, diğer markalara verilen hayırdır.

Marka gücünüzle tercih edilebilirlik düzeyiniz ne kadar yüksek olursa, teknik ifadeyle söyleyecek olursak marka konumunuz ne kadar sağlamsa, Google sizi mikro anlarda potansiyel müşterilerinizle o kadar hızlı eşleştirecektir.

2020 yılında markanıza daha fazla yatırım yapmaya başlamanızın için harika bir neden.

Marka yönetiminiz için bir marka danışmanlığına mı ihtiyacınız var? Dijital pazarlama süreçlerine içinde bulunduğu çok sayıda proje ile hakim olan bir marka danışmanlığı olarak B4Mind’ın öyküsünü inceleyebilirsiniz.

 

7) Link İnşası (Link Building)

Hangi seneye girersek girelim, link inşası kaliteli içerik üretmekle beraber en temel trendimiz olarak kalmaya devam edecek.

Site dışı SEO kampanyaları sırasında spam tuzağına düşmeden yaratıcı link inşası fikirleri geliştirmeye daha fazla zaman harcamalısınız.

Domain otoritesi, yani itibarı yüksek web sitelerden, alakalı sayfalarınıza, uygun anchor metinlerle verilmiş backlinkler halen çok önemli popülerite sinyalidir.

Kullanıcılar markanız sayesinde sitenize güvendikçe sayfalarınızın bulunduğu bağlantıları daha fazla paylaşılabilir bulacaktır.

Sayfalarınızın paylaşılabilirlik katsayısı ne kadar artarsa o kadar organik biçimde link inşası yapabilirsiniz.

Etkili ve stratejik site dışı link inşası nasıl yapabilirsiniz?

Link inşası için sektörünüzle alakalı çok farklı siteler, sosyal medya kullanıcıları, gazeteciler, uzmanlar ve kanaat önderleriyle etkileşim halinde olmalısınız.

Mevcut müşterilerinizin web sitenizi daha çok paylaşmasını talep etmelisiniz.

Kurumsal blog tutmalı ve araştırma içeriklerinizle sektörde bir otorite haline gelmelisiniz.

Güvenilir bilgiyi düzenli olarak sağlamak hedef kitlenizde olumlu etkiler bırakacak ve sizinle etkileşim kurmaya teşvik edecektir.

Her bir backlink bir etkileşimdir. İnternet üzerinde siteler arasında geçen dolaylı bir sohbet ve davettir.

Ne kadar çok yoğun ve derin bir sohbetin içinde olursanız SEO kampanyalarınızda başarı şansınız da o kadar artar.

Google sitelerinizin “sosyal” varlıklar olmasını ister.

Farklı bir pencereden bakarsak, her bir backlinkin bir oy olduğunu da düşünebilirsiniz. Tek farkı oy verenlerin niteliksel olarak değerlendiriliyor olmasıdır.

Bazı oylar çok sayıda olsa bile size seçimi kazandırmaz. Elit sitelerden alınmış oylar ise sizi zirveye çıkarabilir.

Unutulmaması gereken son nokta ise şudur. Backlinkler aslında aynı zamanda birer köprüdür.

Her köprü gibi bu köprüler de geçilmek için kurulur. Kimsenin geçmediği bir köprünün değeri de zamanla kalmaz.

Şunu demek istiyoruz. Kazandığınız backlinkerden trafik de elde edebilmelisiniz. (Buna referring trafik denmektedir)

Çok düşük sayıda referring trafik alan aşırı popüler linkler spam riski içerir, Google nezdinde itibarınızı azaltır.

Nasıl ki bir ortamda neşeli bir sohbetin olduğunu kavramamız için şen kahkahalar lazımsa, başarılı bir link inşasında da ona eşlik eden trafik olmalı.

 

8) Diğer Trendler

Yazımızda alt başlık olarak ayrıca ele almamış olsak dahi dikkat çekmek istediğimiz diğer SEO trendleri şunlardır:

  • Görsellerle Arama (Visual Search): İlk önce Google Reverse Search ile ortaya çıkan daha sonra da Google Lens ve Pinterest uygulamalarıyla farklı boyutlara çıkan görsellerle arama, belki tam olarak bu sene olmasa bile önümüzdeki birkaç sene içinde olağanüstü bir ivme yakalayacak izlenimi veriyor.
  • Video SEO: 2021 yılında video izlenmeleri tüm online trafiğin yüzde sekseni olacak. Bu muazzam trend son hızla biz SEO uzmanlarına yaklaşıyor. Video SEO dendiğinde Youtube SEO kadar, Youtube videolarımızın Google sonuçlarda organik olarak yer alması da son derece kritik.
  • Hikâye Anlatıcılığı (Storytelling): İnsanları Netflix’e, Youtuberlara bağlayan ve onları sürekli tüketmeye güdüleyen neyse markalara da bağlayıp güdüleyen o. Güçlü hikayeler. Hikayelerin sürükleyici gücünden mutlaka daha fazla faydalanmalısınız.
  • İçerik uzunluğu (Content Length): Google sonuçlarında uzun zamandır benzer domain otoritesine sahip siteler arasında daha üstte olan sitenin çok daha uzun içeriklere sahip olduğunu herkes gibi biz de gözlemliyoruz. Google’ın upuzun içerikleri çok sevdiği ve 2020’de daha da seveceği aşikâr.
  • Mobil Arama Deneyimi: İyileştirilmiş mobil arama deneyimi, Google mobil öncelikli indeksleme güncellemesinden sonra hayati bir öneme geldi. Yeni kullanıcı alışkanlıklarına ve beklentilerine göre sitelerimizi mobil uyumlu hale getirmek zorundayız.

Neler düşünüyorsunuz? Sizin bu yılın SEO beklentileri neler? Sizce Google Medic ve BERT seviyesinde bir kritik güncelleme daha yapar mı? Lütfen soru ve görüşlerinizi yorum olarak paylaşın!

Türkiye’nin tek marka uzmanı SEO ajansı olan B4Mind, arama motoru optimizasyon başta olmak üzere her türlü dijital pazarlama çözümleriyle sizi dinlemeye hazır! 

Daha fazla bilgi almak için b4mind.com ana sayfamızı ziyaret edebilir, info@b4mind.com adresinden bize merhaba diyebilirsiniz.

Yorum yok

Yorum Yaz