Skip to main content

Günümüzde herkes marka olmak istiyor. Markalaşma lafının ağzından düşmediği hiç kimse yok. Toplumun marka duyarlılığı had safhada. Maç sonu değerlendirmesi yapan teknik direktörün arkasında onlarca markanın logosu var…

Peki ama markalar neden bu kadar popüler ve neden marka yaratmak bu kadar önemli? Gerçekten bir marka olmalı mısınız?

Bize göre hedefleri olan her şirketin, yerin, hareketin/davanın ya da kişinin marka olması gerekir.

Marka, ticari olarak sizi diğerlerinden ayrıştırmaya, farklılaştırmaya ve özgün bir yere konumlandırmaya yarar.

Serbest piyasa ekonomisinde ideal olarak girişimciliğin önünde hiçbir engel bulunmaz. Bulunmadığı için de bazı istisnalar hariç her sektörde rekabet düzeyi çok yüksektir ve pastanın çok büyük olduğu piyasalarda rakipler arasında rekabet avantajını sürdürülebilir kılmak artık çok zordur.

Günümüz şartlarında bir şirketi diğerinden ayıran gizli bir Coca-Cola formülü yoktur. Bugün Apple’ın icat edip, ürettiği bir akıllı saatin çok benzerini hatta daha iyisini Samsung altı ay içinde üretebiliyor.

Bir hastane zincirinin müşterilerini ameliyata hazırlamak için geliştirdiği otel benzeri deneyim hizmetini başka bir hasta zinciri çok kısa sürede taklit edebiliyor.

Bazı küresel firmalar rakip firmaların elinde bulundurduğu ürün patent haklarına, milyarlarca dolarlık yaptırımına önceden razı olarak, tecavüz edebiliyor.

Endüstri casusluğu ile milyar dolarlık gizli projeler rakiplerin eline geçebiliyor. Tersine mühendislik yapılarak her türlü ürünün taklidi mümkün. Çin’in endüstrisini taklit ve tersine mühendislik yönünden bugüne kadar yaptıkları ortada.

Pazar liderinin rekabet avantajına çok sayıda şirket meydan okuyabiliyor. Ancak tüm bunlardan etkilenmeyen yalnızca bir fenomen vardır ki o da markadır. Pepsi’nin tüm o “tadım testleri” veryansınlarına rağmen (ki kısmen haklılar) pazar payında neden hala Coca-Cola’yı geçemiyor dersiniz?

Markalar taklit edilmesi, yerine konulması, alt edilmesi çok zordur. Şirketlerin en güvenilir limanı ve en kıymetli varlığıdır (asset). Pepsi, Coca Cola’nın tarifini alt edebilir ama markasını asla edemez.

Marka dendiğinde logo, slogan, renk, jingle gibi somut şeyler düşünsek bile aslında marka soyut bir değerler kümesidir. Asla bitmek bilmeyen karşılıklı iletişim sürecidir.

İlginizi Çekebilir: Marka Yönetimi Nedir, Nasıl Yapılır? – B4Mind Blog

Güçlü markaların insanların zihninde sarsılmaz yeri vardır. Louis Vitton’u, Chanel’i ele alalım. Amazon ya da Google markalarını düşünelim. Venedik, Paris gibi şehir markalarına bakalım. Ve bu markaları andığımız noktada zihnimizde yaptıkları çağrışımların üzerine duralım. Bu kadar çok taklitlerinin olmasına karşın asla hiçbiri aslının yerini tutamamıştır. Tam tersine taklit edildikçe değerleri artmıştır.

Her marka bir hikâye satar. Hikayeler, kendi fikirlerimizi başkalarının zihninde tutundurmanın en etkili yoludur. Evrimsel mekanizmamız, belleğimiz ve duygularımız hikayelerle çalışır. Hikayeler empati duygumuzu geliştirir. Marka yaratmak isteyen birisi aslında güçlü bir hikâye satmak ve bu hikâyenin tutulmasını istemektedir.

Markalar satılan ürün ve hizmetlerin kimlik kazanmasını sağlar. Onları daha akılda kalıcı ve tercih edilir kılar. Doğru marka iletişimi gerçekleştirilmiş ürünler aslında “kendi kendini satar.” Akılda kalıcı olduğu için müşterilerin seçme zahmetinden kurtulmasını sağlar. Güven deposu olduğu için de müşteri sadakatini en yüksek seviyelere taşır. Müşteri yaşam boyu değerini maksimize eder. Böylece yeni müşteriler elde edilirken, eskilerden de en fazla getiriyi sağlamış olur.

İlginizi Çekebilir: Yeni Marka Yönetiminin 5 Kuralı – B4Mind Blog

Eğer siz de marka yaratmak istiyorsanız, fikir olarak doğru yoldasınız. Ancak bunun altını doldurmak gerekir. Yalnızca bir logo, slogan, kartvizit, antetli kâğıt, paketleme sizi marka yapmaz. Marka dokunulur olmanın çok ötesindedir.

Öte yandan markalaşma süreci çok teknik bir süreçtir. Markalaşma sürecinin marka uzmanları ya da başka bir ifadeyle marka danışmanları bulunur. Marka danışmanları sizin aklınızdaki hikâyeyi kitleselleştirmekle görevlidir. Marka danışmanlarına ihtiyaç duymayan hiçbir marka olamaz. Bizce en doğru ve akli karar, markanızı inşa ederken işin ehline danışmaktır.

Türkiye’de ve dünyada son derece büyük markalaşma projelerine imza atan B4Mind Marka Danışmanlığı olarak sizin hikayenizi potansiyel müşterilerinize anlatmaktan büyük gurur duyarız!

Danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için hemen bize ulaşın. info@b4mind.com www.b4mind.com

Leave a Reply